|
|
HİPNOZ
Hipnoz, söz, bakış, hayal gücü ya da bazı yardımcı nesneler kullanılarak telkin gibi tekniklerle oluşturulan kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği 'özel bir bilinç'' durumudur. İlk aşama bilgi verme (mayalama), bu safhada kişi bilgilendiriliyor. Hipnoz nedir? Neler yapılacak? Bunlar anlatılıyor. İkinci safhada kişiye hipnoz uygulanıyor. Hasta rahatlıyor, gevşiyor. Anestezi ve telkin metodu kullanılıyor. Hastaya ağrı ve acı duymayacağı telkin ediliyor ve bunun böyle olduğu gösteriliyor. Mesela, hastanın eline iğne batırılıyor, hiç bir acı duymuyor. Bu olayı gözleri açık görüyor. Üçüncü aaşamada ise hastaya kazandırılmış olan bu özelliği kendisinin otohipnoz ile devam etmesi öğretilir.
Hipnozun tedavi için kullanılışı 19. yüzyılda Avusturyalı hekim Mesmer ile başlıyor. Bu arada İngiliz cerrah Dr. James Esdaile, Çin ve Hindistan'da hipnozla yapılan ameliyatlara şahit oluyor. Eter gibi toksik bir maddenin kullanılmadığı ameliyatlarda ölüm oranının azaldığını görüyor. O zamandan beri de hipnoz bir tıbbi tedavi metodu olarak kabul ediliyor. Dıştan bakıldığında hipnozdaki kişi çok rahat ve huzurlu bir şekilde uyuyor gibi göründüğünden yüzyıllardır, hipnozun bir uyku olduğu yanılgısı yerleşmiş olarak sürmektedir. Oysa hipnoz bir uyku değildir. Hipnozdaki kişi uyanıktır, hipnoz uygulayan kişinin tüm sözlerini duyar, anlar, hatta yargılar, sorulara cevaplar verir. Hipnoz farkındalıktır. Hipnozdan tıpta çeşitli alanlarda yararlanılıyor. Bunların başlıcaları arasında kanser ağrılarını, kronik fiziksel ağrıları gidermek için, ağrısız doğum, diş çekimi ve diş eti ameliyatlarında ilaçsız anestezi için, migren, anestezi ilaçlarına allerjisi olanların anestezi olmadan ameliyat edilebilmesi için, asabi tansiyon, astım, ülseratif kolon, siğillerin tedavisi, tikler, kekemelik, anoreksia nervosa gibi yeme bozuklukları, aşırı şişmanlık, fobiler, alkol ve madde bağımlılığı, panik bozukluk sayılabilir. Herkesin hipnoza girmesi mümkün değildir. Kimi insan hiç hipnoza giremezken, kimileri çok kolay kimileri ise çok zor hipnoza girer. Kişilerin hipnoza girebilme düzeyine 'hipnoza yatkınlık'' (hipnotizabilite) adı verilir. Hipnozun gerçekleşmesinde algılama, değerlendirme, hayal gücü ve konsantrasyon çok önemlidir. Hipnoza yatkınlık, bireyin kişilik özelliklerine, içinde bulunduğu ruhsal duruma göre farklılıklar gösterir. Mesela zeka geriliği olan kişilerin, ağır depresyon ve bunama sorunu olan hastaların hipnoza girmesi mümkün değildir. Aynı şekilde karşısındakine güvenmeyen, kuşkucu, aşırı titiz ya da başkalarından direktif almayı kabullenemeyen, paranoid, obsesif kişilik özellikleri olan kişiler de hipnoza çok zor girerler. Zeki, hayal gücü kuvvetli, kolayca dikkatini yoğunlaştırabilen kişiler ise hipnoza çok kolay girer, kolayca da derinleşebilirler. Hipnoz sırasında kişinin kontrolü tamamen kendi elindedir. Hipnoz uygulayan kişinin söylediği herşeyi dinler, anlar, değerlendirir ve istemediği hiç birşeyi söylemez, istemediği hiç birşeyide yapmaz. Eğer hipnoz uygulayan kişi, hipnozdaki kişiden söylemek istemediği gizli sırlarını söylemesini yada onun ahlaki ve sosyal değerlerine aykırı bir şeyi yapmasını isterse kişi bunu kabul etmez daha da zorlanırsa hipnozdan çıkar. Hipnoz, kişinin gönüllü isteğiyle, hipnoz uygulayan kişinin direktifleri doğrultusunda dikkatini toplaması gevşemesi ve yoğunlaştırması ile gerçekleşen bir durumdur. Dolayısı ile hipnoza girmek istemeyen kişi dikkatini yoğunlaştırmayacağı ve direktiflere uymayacağı için isteği dışında hipnoza sokulamaz. Ayrıca herkese hipnoz yapmak da mümkün değildir.
|
A |