Şişmanlık aslında bir hastalıktır

Birçok kişi, kilo fazlalığına sadece ‘‘estetik bir sorun’’ olarak bakıyor. Oysa madalyonun bir de öteki yüzü var. Şişmanlık, günümüzde hipertansiyondan damar sertliğine, romatizmadan uyku apnesine kadar birçok sağlık sorununu da beraberinde getirerek sağlığınızı tehdit eder.

Kilo vermek uğruna girdiğiniz savaşı kazanmak için neler yapmadınız ki? Az yediniz, aç kaldınız, uzun yürüyüşler yapıp yoruldunuz; ağır cerrahi operasyonlara bile razı oldunuz; mucize diyetlerin ise hemen hepsini denediniz. Bütün bunlar tünelin ucundaki ışığı görebilmek için yaptıklarınızdan sadece birkaçı. Özellikle yaz aylarında olduğumuz şu günlerde aynadaki görüntünüzle barışmak, beğenilmek, giysilerinizin yakıştığını hissetmek sizin de hakkınız. Bu saydıklarımız kilo fazlalığı ve şişmanlık sorununun sadece estetik tarafı. Aynanın bir de öbür yüzü var ve o yüzü pek bir keyifsiz. Bazı sağlık sorunları ile birlikte olduğunda kilo fazlalığı ve şişmanlık, sadece estetik bir sorun olmaktan çıkar, sağlığınızı tehdit edici bir durum haline gelir.

Hipertansiyon

Kalp ve damar hastalıkları

Kolesterol ve trigleserit yükseklikleri,

Tip II Diyabet (orta ve ileri yaş şeker hastalığı)

Sleep Apnea (uykuda solunumun durması)

Osteoartirit (yaşlılığa bağlı ekmek romatizması)

Gastro-özefajiyal reflü hastalığı

İlerlemiş varis gibi sağlık sorunları, fazla kiloları vermeniz ve ideal kilonuza inmenizin zorunlu olduğu başlıca hastalıklardır. İdeal kilonuza inmenizin zorunlu olduğu bu hallerde ideal kilo ile esas alınacak kriter veya kriterler nelerdir?

BKİ’NİZİ ÖĞRENİN

Okurlarımız e-mail ve mektuplarla bu konuda daha net bir yaklaşım istiyorlar: İdeal kilo için esas alınacak kriter Beden Kitle İndeksi (BKİ) mi, yoksa karın çevresinin genişliği midir? Her iki ölçüt de olabilir gibi görünüyorsa da doğrusu Beden Kitle İndeksi'nin kullanılmasıdır.

Beden kitle indeksiniz 35 yaş ve altı için 25'ten, 35 yaş üzeri için 27'den yüksekse kilo fazlalığı sorununuz olduğunu, hafif düzeyde şişman grubuna girdiğinizi düşünmelisiniz.

Beden kitle indeksinizi hesaplayıp bir kenara not edin ve izleyin. BKİ, kilo ve boyunuz gibi hep aklınızda tutmanız gereken bir ölçüttür. BKİ her yaş için, 30'dan yüksek ise orta düzeyde, 35 ve fazlası ise ileri düzeyde bir şişmanlığın habercisidir.

Karın çevrenizi bir simit gibi sarmalayan yağ birikimi (gövdesel şişmanlık) özellikle kalp ve damarlarınız için son derece önemlidir ve metabolik sendromun erken bir işareti olabilir. Karın çevrenizi, erkekseniz 102 cm'den kadınsanız 88 cm'den fazla ölçerseniz, metabolik sendromdan kuşkulanmalısınız. Bu bölgede biriken yağların öncelikle kalbi besleyen koroner damarlar için tehlikeli olduğunu bilmelisiniz. Hangi kiloda olursanız olun, karnınızı çevreleyen yağ birikimi ve göbeklenme sorunu sizi sinsice bekleyen tıkayıcı bir koroner kalp hastalığının habercisidir.


BEL-KALÇA ORANI, KALP SAĞLIĞINI DA GÖSTERİYOR


Karın çevresinde biriken yağların kalp sağlığınız bakımından taşıdığı önemi belirlemekte kullanılan bir başka kriter de bel çevrenizin kalça çevrenize oranıdır. Bu oran kadınlarda 0.8'den, erkeklerde 0.95'ten büyük olmamalıdır. Daha büyük oranların sözkonusu olması halinde kilonuz ne olursa olsun bedeninizdeki yağ birikiminin kalp ve damar sağlığınız açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünebilirsiniz.

Bel-kalça oranı: Bel çevresi (cm) / Kalça çevresi (cm)

Örnek: Bel çevresi 108 cm olan bir erkekte kalça çevresi 96 cm ise, oran 1.12'dir.


UNUTMAYIN


Şişmanlıkla ilgili bazı gerçekler

Şişmanlık uzun süreli, dikkatli ve bilgili tedavilerle düzeltilebilen bir hastalıktır.

Şişmanlık gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli ve en acil sağlık sorunlarından biridir. Ülkemizde de şişman sayısında büyük bir artış sözkonusudur. Türkiye de bu tehlike kuşağının içindedir.

Birçok ülkede sağlık kuruluşları ekonomilerinin yüzde 4-10'unu şişmanlık sonucu gelişen sorunların tedavisi için harcamaktadır. Çocukluk çağı ve genç yaş şişmanlığı Türkiye'yi de tehdit etmektedir.

Şişmanlık tedavisinde amaç asla sadece kilo verdirmek olmamalıdır. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve ‘‘sağlıklı yaşam’’ın bir hayat tarzı olarak benimsenmesi en doğrusudur.


NOT ALIN


Diyet programı kişiye özeldir

Hangi diyeti uygularsanız uygulayın, zayıflama diyetlerine başlamadan önce mutlaka bir tıbbi değerlendirmeden geçmenizde yarar var. Dikkatli bir bedensel ve ruhsal değerlendirme, bazı kan analizleri, özellikle hormonal değerlendirmeler, kan şekeriniz, karaciğer testleriniz, böbrek fonksiyonlarınız dikkatle incelenmeden hiçbir programa başlamayın.

Egzersizi içine almayan programlardan, mucize diyetlerden, bitkisel ilaçlardan pek fazla bir şey beklemeyin. Her programın en azından bir ölçüde sizin için özelleştirilmesi, size uygun hale getirilmesinde yarar vardır. Doktorunuzun önerilerini de dikkate alarak bazı değişiklikler yapabilmelidir.


SON SÖZ


Daha sağlıklı bir damar sistemi ve daha uzun bir hayat için hem beden kitle indeksinizi düşük tutmanızda, hem de göbek çevrenizde biriken yağlara özel bir ilgi göstermenizde fayda var! Bu nedenle ideal kilonuza ulaşmak için hiç vakit kaybetmeyin ve hemen deneyimli bir uzmandan yardım alın. Üstelik yukarıda bahsedilen sağlık sorunlarından birisiyle karşı karşıyaysanız, sağlıklı bir kilo verme programına girmekte daha da acele etmelisiniz. Doğru planlanmış bir kilo kontrol programı için deneyimli bir tıp merkezi veya doktorla işbirliği yapabilirsiniz. Bu merkezlerde doktor, diyetisyen, psikolog ve egzersiz fizyolojistlerinden oluşan timler size en uygun kilo verme ve kilo kontrol programlarını uygulayacaklardır.

Hürriyet   Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU 30.06.2003